Ağlamalı uyku eğitimine başlamadan önce ve uzun süre uyguladıktan sonra da (bittikten sonra demiyorum çünkü 1.5 yaşında bir çocuk babası arkadaşımın dediği gibi, uyku eğitimi bitmez, sadece uykular biraz daha iyi olur) bu konuyu biraz scholar.google'dan da araştırdım. Beni en çok şaşırtan şey, bilim adamlarının altında fiziksel bir neden olmayan (uyku apnesi mesela, uykuda nefes almayı unutmak) uyku problemlerini davranış problemi olarak görmesi. Hatta, bebeğin davranışından çok anne babanın davranış problemi! Makalelerde birsürü istatistik ve deneyin yanı sıra birkaç anekdot da okudum ve bir tanesi baya aklımda kaldı: tek anneli (single mom) bir ailede anne artık depresyonun eşiğinde ve çocuğunu uyku problemi yüzünden doktora getiriyor, doktor anneye gece ağlamalarında nasıl davranması gerektiğini anlatıp gönderiyor ve 3-4 günde durum düzeliyor. Beni asıl etkileyen şey doktorun bunu ha nezleymiş, biraz dinlenin geçer, der gibi davranışsal uyku problemiymiş diye geçiştirmesi. O zaman anladım ki, bilim dünyası davranışsal uyku probleminin çözümünü çoktan yapmış ve artık yeni konulara geçmiş, fakat anneler bunu sanki ilk defa kendi çocuklarında ortaya çıkan gizemli ve çözümsüz bir halmiş gibi görüyorlar (uyku eğitimi araştırma ve deneyimimden önce ben dahil). Sonra hatırladım ki, çok sevdiğim çocuk davranışı kitabında Alan Kazdin de istenmeyen davranışı dikkate almamayı (ignoring) öneriyor, cezalandırmak yerine. Burada istenmeyen davranış geceleyin uyanınca (gece uykusu sırasında herkes uyanıyor, büyükler de küçükler de, biz sadece hemen geri dalmayı biliyoruz) anne gel uyut beni diye seslenmek. Yerine koymak istediğimiz davranış ise uyanınca kendi kendine uyumak. İstenen davranışın ödülü güzel uyku olduğundan ve bebeklerin de aslında buna ihtiyacı olduğundan bu şekilde yapılan uyku eğitimi çok hızlı etkisini gösteriyor.
Uyku uyumayı elbet bir ara kendi öğrenir de diyebilirsiniz. Fakat zaten anne baba gece çocuğun yanına gidip onu emzirip/pışpışlayıp geri uyutuyorsa ona normalin bu olduğunu öğretmiştir. Oğlum gece uyanmayı bıraktığı zaman bile ben alışkanlıktan dolayı zınk diye uyanıp geri uyuyamıyordum. Yani demem o ki, çocuğun gece emmeye veya anne babayla vakit geçirmeye ihtiyacı yoksa bile, o sadece böyle alıştığından uyanır ve tek başına geri uyuyamaz.
Oğlumuz daha dişlenmedi, ama aylardır salya akıtıp birşeyler çiğner, o yüzden dişleri çıkıyor galiba sorusunu hep duyarız. Yok çıkmıyor, aylardır böyle desem de arada bir ya çıkıyorsa diye bir korku alır beni. Her forum ve her anne diş çıkarken uykular sapıtır ve çocuklar acı içinde olur dediği için, onu da araştırdım ve diş çıkarken bebeklerin biraz tedirgin olabileceğini, fakat gece uyuyamama, ateş, kulak ağrısı gibi şeylerin dişlerle alakasız olduğunu, özellikle ateşi olan ya da bir yeri ağrıyan bebeği doktora göstermek gerektiğini öğrendim. Weissbluth da diş çıkarmanın uykuya etki etmediğini yazıyordu, ama ben yine de kendim emin olmak istedim (milyonlarca anne forumları boşuna mı inletiyor yani, e galiba evet :-). Bir de, bununla alakalı olarak anlatayım: oğlumuzu ne zaman biraz geç yatırsak, özellikle yatmaya hazırlanırken öyle garip hareketler yapıyor ki aha diyorum bu çocuk hasta oluyor, kesin kulağı ağrıyor bak nasıl çekiyor, kolları kaşınıyor galiba, ama 5-10 dakikalık banyo sonrası kurutma ve giydirme operasyonundan sonra yatağa koyduğumuzda parmağını eme eme uykuya dalıveriyor, sesini hiç çıkarmadan. Artık öğrendim, bu oğlanın uykusu varken kendinde olmuyor, onu çabucak yatırmaya çalışıyorum.
En son bir de şunu diyeyim de dünyadaki tüm bebek uykusu problemlerini çözdüğümü sandığımı sanmayın: uyku eğitimi bir süreç, uyku programımızdan sapmak, yolculuk, zaman dilimi değişimleri, hastalık ve başka aklıma şimdi gelmeyen birsürü şey uykuyu bozabilir, farkındayım, umarım o zamanlarda da çalışacak çözümler bulup hayatımıza yeterli uykuyla devam ederiz, ama şimdilik uykularımız ve keyiflerimiz yerinde :-)
Bu uyku eğitimi yazı dizisinde tam 100 defa uyku kelimesi kullanıldı (başlıklar hariç).
İyi uykular!
labdan olmasa da bir deney bu da etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
labdan olmasa da bir deney bu da etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Şubat 2014 Pazartesi
Uyku Eğitimi 4: Bizim uyku eğitiminin detayları
Uyku eğitimine günün ilk gündüz uykusuyla başladık (aslında en güzeli en kolay dalınan uyku olan akşam uykusu ile başlamak, ama gündüz uykularından de en kolay dalınanı sabahki ilk uyku): emzirdim, uyku torbasına koydum, öpüp yatağına koydum, iyi uykular deyip odadan çıktım ve kapıyı kapattım. Aşağıya inip dinleme aletini açtım ve 45 dakika boyunca karnım ağrıya ağrıya ağlamasını dinledim. Sonra 15-20 dakika uyuyup tekrar uyandı. Weissbluth'a göre bir gündüz uykusu 45 dakikadan çok kısaysa dinlendirici değildir ve çocuk tekrar uyusun diye 30-60 dakika bekleyebiliriz, netekim ben de bir 30-40 dakika bekledim fakat geri uyumadı. Kaldırdım, 2 saat sonra tekrar yatırdım, bu sefer 15 dk ağladıktan sonra 2.5 saat uyudu. Üçüncü uyku için takatim kalmadı ve erken yatırdık, 6:30'da, 15-20 dakika içinde uyudu. Gece 12'den önce emzirmedim, ondan önce uyandığında da aralıklarla 30 dakikadan az ağlayıp geri uyudu. Bir sonraki emzirmeyı 4'ten sonra yaptım, sonra da sabah 7:30 gibi uyandı.
İkinci gün gündüz uykularında uykuya dalmak 15-20 dk sürdü fakat kısa uykuları uzatmak yine çok ağlamalı oldu (30-40 dk). Akşam uykuya dalması çok hızlı oldu, gece uyanışlarında da 15 dk'dan fazla ağlamadı.
Gündüz uykularını uzatmaya 4 gün çalışıp hiçbir ilerleme olmayınca uyku uzatmayı bıraktım. Yine 20-30 dk'lık gündüz uykusundan sonra ağlayarak uyanınca 5-10 dk bekliyordum belki geri uyur diye, ama bu sadece ya bir, ya da taş çatlasa iki defa oldu, birkaç gün sonra 5 dk beklemeyi de bıraktım, uykudan sonra hemen aldım. Gündüz uykuları çok kısa olunca oğlumu acaba erken mi yatırıyorum diye 3 saat ayakta tutmaya başlamıştım, uyku eğitimine başladığımız sıralarda. Uyku eğitiminin uykuya dalma ayağını başarıyla tamamlayınca belki de çok ayakta tutuyorum diye şüphelenmeye başladım, önce 2.5 saate sonra da yavaş yavaş 2 saate indirdim uyanık zamanları. Gece uykularını da düzenli bir şekilde güzel uyumaya başlayınca (yani 2 defa ya da daha az emerek) gündüz uyanık zamanlarını da 2 saate indirince gündüz uykuları kendiliğinden düzeldi :-). 6 aylık doktor randevusunda doktoru gece hiç emzirmene gerek yok dedi (ki bunu zaten biliyordum, ama doktordan duymak ayrıca cesaret verdi) ve ben yine de yazıktır deyip gece yarısı emzirmesini keseyim sadece dedim. Fakat ben ilk gece emzirmesini kesince (kesmek şöyle oldu: normalde emzirdiğim saatte ağlayınca yanına gitmedim, 5-10 dk ağlayıp geri uyudu) bizim oğlan saat 4'te de uyanmamaya başladı, böyle de bir güzel süpriz yaptı bize :-)
Şu anda (uyku eğitimine ilk başladığımızdan beri 5-6 hafta geçti) şöyle bir düzenimiz var: Sabah 6-6:30 gibi uyanıp emiyor, sonra ben onu yatağına geri yatırıyorum (gece uyanması gibi davranıyorum, konuşma eğlence yok, çok az ışık var, altında kaka varsa değiştiriyorum) ve 7:30-8 gibi artık güne uyanıyor, uyku arkadaşı ile konuşup eğleniyor. Biz uyanınca yanımıza alıp bir sabah neşesi yapıyoruz, ben emziriyorum, sonra babası altını değiştirip üstünü giydirip oyuncaklarının yanına götürene kadar saat 9 oluyor ve uykusu geliyor. 9-9:30 gibi yatıyor ve 1-1.25 saat uyuyor, uyandığı saate göre 12-1 gibi yine yatıyor ve 1-1.25 saat uyuyor, en son uykusunu da 3-4 gibi 30-40 dakika uyuyor. Aksam 6'da gece uykusu hazırlıklarına başlıyoruz (emzirme, kitap (kitabı yeni koyduk, çok sevmiyor şimdilik bağırıp coşuyor :-), banyo, giyinme) ve 6:30 gibi yatmış oluyor.
Uyku eğitimi yapmış olmaktan çok çok memnunuz. Ailecek dinlenmiş, mutlu, birbirimize karşı anlayışlı ve sabırlıyız. Tabii ki bu herkes için öyle olacak diye birşey yok, ama ben günler boyunca uykusuz kaldığım zaman mutsuz, ters, her akşam kocama ağlayacak birşey bulan, en küçük bir işi yaparken yorulan, sporu ve sanatı düşünmeye bile takati olmayan bir insan oluyorum, yani hiç çekilmiyorum. Ha bir de, o uykusuz halimde bile var olan tüm sabır ve güzel huylarımı oğluma harcıyordum ve kocama hiçbirşey kalmıyordu, takdir edersiniz ki o da bizim ailenin bir ferdi ve iyilik ve güzelliğe ihtiyacı var ve ona büyük haksızlık oluyordu. Ailemiz için en doğrusunu yaptığımızı düşünüyorum.
İkinci gün gündüz uykularında uykuya dalmak 15-20 dk sürdü fakat kısa uykuları uzatmak yine çok ağlamalı oldu (30-40 dk). Akşam uykuya dalması çok hızlı oldu, gece uyanışlarında da 15 dk'dan fazla ağlamadı.
Gündüz uykularını uzatmaya 4 gün çalışıp hiçbir ilerleme olmayınca uyku uzatmayı bıraktım. Yine 20-30 dk'lık gündüz uykusundan sonra ağlayarak uyanınca 5-10 dk bekliyordum belki geri uyur diye, ama bu sadece ya bir, ya da taş çatlasa iki defa oldu, birkaç gün sonra 5 dk beklemeyi de bıraktım, uykudan sonra hemen aldım. Gündüz uykuları çok kısa olunca oğlumu acaba erken mi yatırıyorum diye 3 saat ayakta tutmaya başlamıştım, uyku eğitimine başladığımız sıralarda. Uyku eğitiminin uykuya dalma ayağını başarıyla tamamlayınca belki de çok ayakta tutuyorum diye şüphelenmeye başladım, önce 2.5 saate sonra da yavaş yavaş 2 saate indirdim uyanık zamanları. Gece uykularını da düzenli bir şekilde güzel uyumaya başlayınca (yani 2 defa ya da daha az emerek) gündüz uyanık zamanlarını da 2 saate indirince gündüz uykuları kendiliğinden düzeldi :-). 6 aylık doktor randevusunda doktoru gece hiç emzirmene gerek yok dedi (ki bunu zaten biliyordum, ama doktordan duymak ayrıca cesaret verdi) ve ben yine de yazıktır deyip gece yarısı emzirmesini keseyim sadece dedim. Fakat ben ilk gece emzirmesini kesince (kesmek şöyle oldu: normalde emzirdiğim saatte ağlayınca yanına gitmedim, 5-10 dk ağlayıp geri uyudu) bizim oğlan saat 4'te de uyanmamaya başladı, böyle de bir güzel süpriz yaptı bize :-)
Şu anda (uyku eğitimine ilk başladığımızdan beri 5-6 hafta geçti) şöyle bir düzenimiz var: Sabah 6-6:30 gibi uyanıp emiyor, sonra ben onu yatağına geri yatırıyorum (gece uyanması gibi davranıyorum, konuşma eğlence yok, çok az ışık var, altında kaka varsa değiştiriyorum) ve 7:30-8 gibi artık güne uyanıyor, uyku arkadaşı ile konuşup eğleniyor. Biz uyanınca yanımıza alıp bir sabah neşesi yapıyoruz, ben emziriyorum, sonra babası altını değiştirip üstünü giydirip oyuncaklarının yanına götürene kadar saat 9 oluyor ve uykusu geliyor. 9-9:30 gibi yatıyor ve 1-1.25 saat uyuyor, uyandığı saate göre 12-1 gibi yine yatıyor ve 1-1.25 saat uyuyor, en son uykusunu da 3-4 gibi 30-40 dakika uyuyor. Aksam 6'da gece uykusu hazırlıklarına başlıyoruz (emzirme, kitap (kitabı yeni koyduk, çok sevmiyor şimdilik bağırıp coşuyor :-), banyo, giyinme) ve 6:30 gibi yatmış oluyor.
Uyku eğitimi yapmış olmaktan çok çok memnunuz. Ailecek dinlenmiş, mutlu, birbirimize karşı anlayışlı ve sabırlıyız. Tabii ki bu herkes için öyle olacak diye birşey yok, ama ben günler boyunca uykusuz kaldığım zaman mutsuz, ters, her akşam kocama ağlayacak birşey bulan, en küçük bir işi yaparken yorulan, sporu ve sanatı düşünmeye bile takati olmayan bir insan oluyorum, yani hiç çekilmiyorum. Ha bir de, o uykusuz halimde bile var olan tüm sabır ve güzel huylarımı oğluma harcıyordum ve kocama hiçbirşey kalmıyordu, takdir edersiniz ki o da bizim ailenin bir ferdi ve iyilik ve güzelliğe ihtiyacı var ve ona büyük haksızlık oluyordu. Ailemiz için en doğrusunu yaptığımızı düşünüyorum.
Uyku eğitimi 3: En baştan yaptıklarımız ve sonuçları
Drowsy but awake tekniğini 6ıncı haftadan itibaren gündüz olsun gece olsun arada yeterince sakin olduğu zamanlarda uyguladım, birçok kez tek başına uykuya daldı, 8inci haftadan itibaren kundak edip emziğiyle yatağına yatırınca akşamları uykuya kendi dalıyordu (biz ilk 15-20 dakika boyunca düşen emziği tekrar ağzına koyuyorduk uyuyana kadar), ilk uyanışı yattıktan 3-4 saat sonraydı, sonra ise 2 saatte bir falan uyanıyordu. Her uyanışında emzirip, altını değştirip tekrar yatağına yatırıyordum, hemen uyuyordu.
Gündüzleri biz baya uzun bir süre üstümüzde uyuttuk çünkü yatağında 30-40 dakikadan fazla uyutamıyorduk, ayrıca gündüz iyi uyursa gece uykuları düzelir ümidine dört elle sarılmıştık. Bir ara günde 6 saat üzerimde bebekle telefonumda Mad Men seyrediyordum. İlk birkaç saat güzeldi ama sonra her yerim uyuşmaya ağrımaya başladı, hatta üzerinde saatlerce kocaman bir kafa duran memelerim tıkanmak için bir sebep daha buldular. Her neyse, gündüz uykuları için üstümde uyutma yönteminin sürdürülemez olduğuna kanaat getirip isterse 30 dakikada uyansın, bu çocuk gündüz uykularını da yatağında uyuyacak dedim. Netekim gündüzleri de yatağına yatırmaya başladım ve bir iki hafta çok kötü olmayan bir uyku düzenimiz oldu, gündüzleri 2-3 saatlik uzun bir nap yapıyordu ve o ara bir küçük battaniye dikiş projesi bile bitirdim. Bu arada, gündüz uykularına hep uyku işaretlerini gözleyerek yatırıyordum, ennn uzun ayakta kalış süresi 1.5 saat oluyordu.
12inci haftaya geldiğimizde bir anda gündüz uykuları 20 dakikayı geçmez oldu. Uyanınca da 40 dakika sonra tekrar uykusu geliyordu ve hooop başa dönüyorduk 20 dakikalık uykuya. Uykuları uzatmak için ne yapsam kar etmedi: white noise makinası, oda karartma perdesi (odası geceden daha karanlıktı, o derece), belki reflüsü var diye biraz dik yatırma (bouncer'ın içinde), emzik düşünce uyanıyor diye uyuduktan sonra emziği yavaşça ağzından alma, çıt edince uyanıyor diye yatırdıktan sonra hiç hareket etmeme, uyandığı anda yataktan kapıp emzirme, pışpışlama, olmadı, olmadı. Bütün günümüz yatır, kaldır, emzir, altını değiştir, koşarak parka git, yatır ve yeniden başla şeklinde geçiyordu, çocuk 20 dakikalık uykularla dinlenemediğinden her an bir yorgunluk, bir ekşilik içindeydi, ev ve eve 7 dakika uzaklıktaki park arasında tıkılıp kalmıştık. Geceleri de 3, 2, 1, 1 saat diye giden aralıklarla uyanıp emzirme/pışpışlama seanslarımız vardı.
15inci haftada Türkiye'ye gittik ve jetlagin geçmesini artık 10 gündür beklediğimizi fakat oğlanın hala geceleri uyumadığının farkına varınca bu işte bir yanlışlık olduğunu fark ettik. Gündüzleri uyku işaretlerine göre yatırmayı bıraktım, 2 saat uyanık tutma programına başladım. Türkiye'de olduğumuz 9 hafta boyunca bu yöntem çok işimize yaradı. 30 dakika ve daha uzun gündüz uykuları, 3-4 kalkışlı geceler normunu yakaladık. Gündüzleri her türlü aile desteğiyle geceler de idare ediliyordu. Evimize dönmeye yakın yine her saat başı ve daha sık uyanmalar, kötü gündüz uykuları başladı.
Evimize oğlan 5.5 aylıkken döndük. Jetlagin geçmesi için 4 gün bekledik ve hala saatte bir veya daha da sık uyanmalarla ailecek ayakta duracak halde değildik. İşte o zaman Weissbluth'un 4-12 ay arasından bahseden bölümlerini tekrar okuyup bu işi bitiriyoruz dedim. Kararımız hem gündüz hem gece uykularına kendi başına dalmasını öğretmek, gece emzirmelerini de sonsuzdan (en az 5 defa emziriyordum) 2'ye indirmekti. Bu arada, emzik ve kundağı da mecburen bırakacaktık aynı anda çünkü emziği başta versek de düşürünce kendi bulup alamazdı, kundakta olursa da ellerini kendini sakinleştirmek için (bakınız parmak emmek, örtü okşamak, el sallamak gibi hareketler) kullanamazdı. Ayrıca gündüz uykusu gündüz olur, geceden farklıdır diye anlasın diye oda karartıcı perdeleri de çıkardım.
Gündüzleri biz baya uzun bir süre üstümüzde uyuttuk çünkü yatağında 30-40 dakikadan fazla uyutamıyorduk, ayrıca gündüz iyi uyursa gece uykuları düzelir ümidine dört elle sarılmıştık. Bir ara günde 6 saat üzerimde bebekle telefonumda Mad Men seyrediyordum. İlk birkaç saat güzeldi ama sonra her yerim uyuşmaya ağrımaya başladı, hatta üzerinde saatlerce kocaman bir kafa duran memelerim tıkanmak için bir sebep daha buldular. Her neyse, gündüz uykuları için üstümde uyutma yönteminin sürdürülemez olduğuna kanaat getirip isterse 30 dakikada uyansın, bu çocuk gündüz uykularını da yatağında uyuyacak dedim. Netekim gündüzleri de yatağına yatırmaya başladım ve bir iki hafta çok kötü olmayan bir uyku düzenimiz oldu, gündüzleri 2-3 saatlik uzun bir nap yapıyordu ve o ara bir küçük battaniye dikiş projesi bile bitirdim. Bu arada, gündüz uykularına hep uyku işaretlerini gözleyerek yatırıyordum, ennn uzun ayakta kalış süresi 1.5 saat oluyordu.
12inci haftaya geldiğimizde bir anda gündüz uykuları 20 dakikayı geçmez oldu. Uyanınca da 40 dakika sonra tekrar uykusu geliyordu ve hooop başa dönüyorduk 20 dakikalık uykuya. Uykuları uzatmak için ne yapsam kar etmedi: white noise makinası, oda karartma perdesi (odası geceden daha karanlıktı, o derece), belki reflüsü var diye biraz dik yatırma (bouncer'ın içinde), emzik düşünce uyanıyor diye uyuduktan sonra emziği yavaşça ağzından alma, çıt edince uyanıyor diye yatırdıktan sonra hiç hareket etmeme, uyandığı anda yataktan kapıp emzirme, pışpışlama, olmadı, olmadı. Bütün günümüz yatır, kaldır, emzir, altını değiştir, koşarak parka git, yatır ve yeniden başla şeklinde geçiyordu, çocuk 20 dakikalık uykularla dinlenemediğinden her an bir yorgunluk, bir ekşilik içindeydi, ev ve eve 7 dakika uzaklıktaki park arasında tıkılıp kalmıştık. Geceleri de 3, 2, 1, 1 saat diye giden aralıklarla uyanıp emzirme/pışpışlama seanslarımız vardı.
15inci haftada Türkiye'ye gittik ve jetlagin geçmesini artık 10 gündür beklediğimizi fakat oğlanın hala geceleri uyumadığının farkına varınca bu işte bir yanlışlık olduğunu fark ettik. Gündüzleri uyku işaretlerine göre yatırmayı bıraktım, 2 saat uyanık tutma programına başladım. Türkiye'de olduğumuz 9 hafta boyunca bu yöntem çok işimize yaradı. 30 dakika ve daha uzun gündüz uykuları, 3-4 kalkışlı geceler normunu yakaladık. Gündüzleri her türlü aile desteğiyle geceler de idare ediliyordu. Evimize dönmeye yakın yine her saat başı ve daha sık uyanmalar, kötü gündüz uykuları başladı.
Evimize oğlan 5.5 aylıkken döndük. Jetlagin geçmesi için 4 gün bekledik ve hala saatte bir veya daha da sık uyanmalarla ailecek ayakta duracak halde değildik. İşte o zaman Weissbluth'un 4-12 ay arasından bahseden bölümlerini tekrar okuyup bu işi bitiriyoruz dedim. Kararımız hem gündüz hem gece uykularına kendi başına dalmasını öğretmek, gece emzirmelerini de sonsuzdan (en az 5 defa emziriyordum) 2'ye indirmekti. Bu arada, emzik ve kundağı da mecburen bırakacaktık aynı anda çünkü emziği başta versek de düşürünce kendi bulup alamazdı, kundakta olursa da ellerini kendini sakinleştirmek için (bakınız parmak emmek, örtü okşamak, el sallamak gibi hareketler) kullanamazdı. Ayrıca gündüz uykusu gündüz olur, geceden farklıdır diye anlasın diye oda karartıcı perdeleri de çıkardım.
Uyku eğitimi 2: Kaynaklar
Kaynaklarım bunlar: Bizden önce bu yollardan geçmiş arkadaşların tavsiyesiyle Kim West'ten "The Sleep Lady's Good Night Sleep Tight", annemin araştırmaları sonucu bulduğu Jodi Mindell'den "Sleeping Through the Night" ve başka birkaç arkadaşın tavsiye ettiği, fakat nayır ben çocuğumu ağlatmammmm dediğim için almamak için çok direndiğim ama en sonunda bir gece saat 3'te amazonda satın al düğmesine bastığım Marc Weissbluth'tan "Healthy Sleep Habits, Happy Child". Ve bunların cevaplayamadığı sorular için internet.
Sleep Lady'yi daha hamileyken okudum (ilk birkaç aydan bahseden bölümlerini), 6ıncı haftadan itibaren çocuğunuzun uyku işaretlerini (esneme, göz ovuşturma, hareketlerde yavaşlama) gözleyin ve çocuğunuzun uykusu geldiğinde yatağına uykulu ama uyanık bir şekilde (drowsy but awake diye bilinen, 3üncü aya doğru tamamen yalan ya da komik olmayan bir şaka olduğunu düşündüğüm söz öbeği) yatırın ki kendi başına uykuya dalmayı öğrensin, diyor. Bir de memede uyutmamaya çalışın, gece yemek için uyanmadan önce alıp besleyin (dreamfeeding) gibi tavsiyeler vardı.
Mindell, kitabına anne babalar için en stres verici soru olan bebeğimi ağlatırsam ömrü boyunca etkisini hissedecek korkunç bir travma mı yaşatırım sorusuna cevap vererek başlamış: birsürü bilimsel çalışmadan alıntı yaparak net bir Hayır! Üslubu biraz sert, ama yazdıkları bilimsel deneyler ve kaynaklarla destekli.
Weissbluth, çocuğunuzu güzel bir uyku-uyanıklık programına otrurtun, tam dakikalardan çok çocuğunuzun uyku işaretlerini gözlemleyin, günde 2-3 tane nap yaptırın, akşam 6-8 arasında yatağına yatırın, 4 aydan büyükse geceleri 4 saatte birden daha sık beslemeyin diyor. Naplerini güzel uyumadığı günün akşamına daha erken yatırın diyor. Yatırma yöntemini de okuyucuya bırakıyor (5-10 dakikada yanına gidip 1 dakikadan fazla kalmamak ve yataktan almamak kaydıyla sakinleştirme (aka Ferber), hiçbir fiziksel derdi olmadığından emin olduktan sonra kapıyı çekme (aka extinction), tamamen uyutup yatağına koyma (aka anne gözü morartan yöntem)), fakat extinction yönteminin en hızlı çalıştığını söylüyor.
Sleep Lady'yi daha hamileyken okudum (ilk birkaç aydan bahseden bölümlerini), 6ıncı haftadan itibaren çocuğunuzun uyku işaretlerini (esneme, göz ovuşturma, hareketlerde yavaşlama) gözleyin ve çocuğunuzun uykusu geldiğinde yatağına uykulu ama uyanık bir şekilde (drowsy but awake diye bilinen, 3üncü aya doğru tamamen yalan ya da komik olmayan bir şaka olduğunu düşündüğüm söz öbeği) yatırın ki kendi başına uykuya dalmayı öğrensin, diyor. Bir de memede uyutmamaya çalışın, gece yemek için uyanmadan önce alıp besleyin (dreamfeeding) gibi tavsiyeler vardı.
Mindell, kitabına anne babalar için en stres verici soru olan bebeğimi ağlatırsam ömrü boyunca etkisini hissedecek korkunç bir travma mı yaşatırım sorusuna cevap vererek başlamış: birsürü bilimsel çalışmadan alıntı yaparak net bir Hayır! Üslubu biraz sert, ama yazdıkları bilimsel deneyler ve kaynaklarla destekli.
Weissbluth, çocuğunuzu güzel bir uyku-uyanıklık programına otrurtun, tam dakikalardan çok çocuğunuzun uyku işaretlerini gözlemleyin, günde 2-3 tane nap yaptırın, akşam 6-8 arasında yatağına yatırın, 4 aydan büyükse geceleri 4 saatte birden daha sık beslemeyin diyor. Naplerini güzel uyumadığı günün akşamına daha erken yatırın diyor. Yatırma yöntemini de okuyucuya bırakıyor (5-10 dakikada yanına gidip 1 dakikadan fazla kalmamak ve yataktan almamak kaydıyla sakinleştirme (aka Ferber), hiçbir fiziksel derdi olmadığından emin olduktan sonra kapıyı çekme (aka extinction), tamamen uyutup yatağına koyma (aka anne gözü morartan yöntem)), fakat extinction yönteminin en hızlı çalıştığını söylüyor.
Uyku eğitimi 1: Giriş ve Özet
Bizim bebek çok kolay bir bebek, şansımıza öyle çıktı, hem sağlıklı hem mutlu hem de güzel besleniyor, bir derdi olmayınca sesi çıkmaz, allah bozmasın, nazar değmesin, amin cümlemize.
Fakat bu kadar kolay bir bebekle bile yeni bir anne olarak ilk 5 ay boyunca uykusuzluğa dayanmak bana çok zor geldi. Daha doğrusu, ilk üç ay değil de bir sonraki iki ay yıktı beni. İlk üç ay bebek zaten yeni doğan kategorisinde, o yüzden beklentilerim de ona göreydi: bebek iki saatte bir, ya da daha sık, gece de olsa gündüz de olsa emer, anne de bunlardan geriye kalan zamanda uyur, yemek yer ve genel olarak günü hayatta bitirmeye çalışır. Gel gör ki, bütün kaynaklar 12inci haftayı bekleyin, bebeklere memo geliyor artık güzel (güzel derken geceleri 2 saatten, gündüzleri de 40 dakikadan fazla) uyuyoruz hem geceleri hem gündüzleri diye, o yüzden o onikinci haftayı gözümden uyku aka aka ama yine de moralim tam bekledim.
Bekledim de gelmediiiii. Uzatmadan söyleyeyim 12inci haftayı bulduk ve oğlumuz gündüzleri 20 dakikalık uykular geceleri de en uzunu 3 saati geçmeyen, bazen 30-40 dakikaya inen aralıklarla uyumaya başladı. İlla ki düzelir, geçer, gündüz güzel bir programa oturtursam gece güzel uyur diye diye, 3 uyku kıtabı, 145 bin ayrı forum, blog, soru-cevap okuyup her türlü ağlamasız yöntemi deneye yanıla 5.5 aya geldik. Saatte birden daha sık uyanmalarla hem ben hem kocam gündüz kolumuzu kaldıramaz hale gelince kendi başına uyumayı öğrenmek ağlamadan olmayacak diye inanıp ağlamalı bir uyku eğitimine başladık. Oğlan iki günde akşam kendi uyuyup, gece uyanınca da birkaç dakika içinde geri uyumayı öğrendi. Aynı anda gündüz uykularına da kendi dalmayı öğrendi, fakat gündüz uykuları yeterince uzun olmuyordu (dinlenmiş kalkabilmesi için yeterli uzunlukta değildi yani). Gece güzel dinlenmeye başlayınca ve gündüz güzel zamanlarda yatırınca gündüz uykuları da kendiliğinden uzadı. Benim tekrar bütün gece uyumayı öğrenmem biraz daha fazla zaman aldı ama ben de artık uykumu alan mutlu bir insanım, kocam da öyle. En güzeli de oğlan sabahları (ve çoğu gündüz uykusundan da) gülerek ve konuşarak uyanıyor, kuş misali :-)
Böyle kısa bir özetten sonra ayrıntılarıyla bu uyku olayına biz nasıl yaklaştık, neler planladık, neler oldu diye anlatayım bölüm bölüm.
Fakat bu kadar kolay bir bebekle bile yeni bir anne olarak ilk 5 ay boyunca uykusuzluğa dayanmak bana çok zor geldi. Daha doğrusu, ilk üç ay değil de bir sonraki iki ay yıktı beni. İlk üç ay bebek zaten yeni doğan kategorisinde, o yüzden beklentilerim de ona göreydi: bebek iki saatte bir, ya da daha sık, gece de olsa gündüz de olsa emer, anne de bunlardan geriye kalan zamanda uyur, yemek yer ve genel olarak günü hayatta bitirmeye çalışır. Gel gör ki, bütün kaynaklar 12inci haftayı bekleyin, bebeklere memo geliyor artık güzel (güzel derken geceleri 2 saatten, gündüzleri de 40 dakikadan fazla) uyuyoruz hem geceleri hem gündüzleri diye, o yüzden o onikinci haftayı gözümden uyku aka aka ama yine de moralim tam bekledim.
Bekledim de gelmediiiii. Uzatmadan söyleyeyim 12inci haftayı bulduk ve oğlumuz gündüzleri 20 dakikalık uykular geceleri de en uzunu 3 saati geçmeyen, bazen 30-40 dakikaya inen aralıklarla uyumaya başladı. İlla ki düzelir, geçer, gündüz güzel bir programa oturtursam gece güzel uyur diye diye, 3 uyku kıtabı, 145 bin ayrı forum, blog, soru-cevap okuyup her türlü ağlamasız yöntemi deneye yanıla 5.5 aya geldik. Saatte birden daha sık uyanmalarla hem ben hem kocam gündüz kolumuzu kaldıramaz hale gelince kendi başına uyumayı öğrenmek ağlamadan olmayacak diye inanıp ağlamalı bir uyku eğitimine başladık. Oğlan iki günde akşam kendi uyuyup, gece uyanınca da birkaç dakika içinde geri uyumayı öğrendi. Aynı anda gündüz uykularına da kendi dalmayı öğrendi, fakat gündüz uykuları yeterince uzun olmuyordu (dinlenmiş kalkabilmesi için yeterli uzunlukta değildi yani). Gece güzel dinlenmeye başlayınca ve gündüz güzel zamanlarda yatırınca gündüz uykuları da kendiliğinden uzadı. Benim tekrar bütün gece uyumayı öğrenmem biraz daha fazla zaman aldı ama ben de artık uykumu alan mutlu bir insanım, kocam da öyle. En güzeli de oğlan sabahları (ve çoğu gündüz uykusundan da) gülerek ve konuşarak uyanıyor, kuş misali :-)
Böyle kısa bir özetten sonra ayrıntılarıyla bu uyku olayına biz nasıl yaklaştık, neler planladık, neler oldu diye anlatayım bölüm bölüm.
14 Kasım 2010 Pazar
İtfaiye
Yeni taşındığımız ev itfaiye ile komşu, ilk başta acaba çok gürültü olur mu siren seslerinden diye korkmuştuk, ama sonra itfaiyenin çalışmalarını yakından izleyeceğiz diye sevindik. İlk yerleşirken bizim sitenin duvarının üstüne kadar hurda arabalar yığıldığını görmüştik itfaiyenin bahçesinde, herhalde belediyenin yeri yok buraya yığıyor diye düşünmüştük, meğer eğitim amaçlı tutuyorlarmış: bir haftasonu o arabalarla kurtarma çalışmaları yaptılar, genç itfaiyecileri yerlerde süründürdüler çatılarda koşturdular, sonra da hurda arabalar gitti. Ama asıl en heyecanlı şey şu: bazı çağrılar olduğunda (burada itfaiye sadece yangına değil, herhangi bir yaralanma ihtimali olan acil durumlara da gidiyor, çünkü kalp masajından turnikeden -aslında turnike out'muş en son gittiğim ilkyardım dersine göre, artık elle bastırmaca ve dinlendirmece in'miş (aman burada yazanlara göre ilkyardım etmeye çalışmayın gözünüzü seveyim)- anlayan paramedic denen insanlar varmış aralarında) bir zil çalıyor, itfaiye arabası da biraz sonra bağıra bağıra yola çıkıyor. İşte bu "biraz sonra"ya response time dedim (yani tepki zamanı) ve istatistiğini tutmaya başladım. Başta kol saatime gözümü dikip tutuyordum ama artık özellikle bu önemli ölçümü de düşünerek aldığım hem geri hem ileri sayabilen dokanmatik mıtfak saatiyle tutuyorum. Tabii bunun için zili duyduğum anda koşarak mutfağa gidip saati başlatmam gerekiyor, o yüzden artık herhangi bir yerde böyle bir zil duyduğumda heyecanlanıp bir yerlere koşmak istiyorum. İlginç bir şartlanma çünkü şimdiye kadar bir şeker ya da bir madalya verilmiş değil bana bu zamanı ölçüyorum diye, ben içimdeki ölçme ve givemeanumber aşkına bağladım. Bu özverime rağmen üç ayda sadece otuz üç (sayıyla 33) örnek toplayabildim, fakat olasılık ve istatistiğin korku ve gizem dolu dünyasını çözdüm bile. Evet korku dolu, çünkü liseden beri bu bilye ve zar torbalarından korkarım, üniversitede de derslerimi olasılık 101'i önkoşul olarak istemeyenlerden seçtim ustalıkla. Birşey ya olur ya da olmaz diyerek bugünlere kadar geldim (demek ki oluyormuş), ama bilye ve zar gibi işe yaramayan örnekler yerine gerçek örnekleri öğrencilere toplatsaydı o dersler bu housing bubble bile olmazdı bak buraya yazıyorum!
Neyse efendim, bilmiyorum bu itfaiyenin tepki zamanı konusundaki heyecanımı aktarabildim mi, ama demem o ki olasılığa istatistiğe saygım oluştu bu deney sayesinde. Deneyin ortalarına doğru sanki iki tane çıkış zamanı var, biri tek arabayla ve az insanla çıktıkları kısa zaman, diğeri de birkaç araba tam takım çıktıkları zaman diye düşünmeye başladık, ben de o halde iki hörgüçlü deve şeklinde bir dağılım görmemiz lazım diye heyecanlandım, malzemecinin hayatında herşey gaussian olduğundan dolayı. Şekil 1-A'da görüldüğü üzere bu hipotezim kanun olamadı, sağdan kuyruklu bir dağılım oluştu bu 33 örnekle. Çok akıllı olduğumdan dolayı daha nist söylemeden bunu tepki zamanının alttan limitli olmasına bağladım :-) Bu kadar az sayıda örnekle olasılık ve istatistiğin bana tokat gibi cevabı da bu oldu: demek ki bir şey ya olur ya da daha geç olurmuş!
Speşıl tenks: bu histogramı da kocacığımın yardımıyla çizdim, artısını vereyim.
Neyse efendim, bilmiyorum bu itfaiyenin tepki zamanı konusundaki heyecanımı aktarabildim mi, ama demem o ki olasılığa istatistiğe saygım oluştu bu deney sayesinde. Deneyin ortalarına doğru sanki iki tane çıkış zamanı var, biri tek arabayla ve az insanla çıktıkları kısa zaman, diğeri de birkaç araba tam takım çıktıkları zaman diye düşünmeye başladık, ben de o halde iki hörgüçlü deve şeklinde bir dağılım görmemiz lazım diye heyecanlandım, malzemecinin hayatında herşey gaussian olduğundan dolayı. Şekil 1-A'da görüldüğü üzere bu hipotezim kanun olamadı, sağdan kuyruklu bir dağılım oluştu bu 33 örnekle. Çok akıllı olduğumdan dolayı daha nist söylemeden bunu tepki zamanının alttan limitli olmasına bağladım :-) Bu kadar az sayıda örnekle olasılık ve istatistiğin bana tokat gibi cevabı da bu oldu: demek ki bir şey ya olur ya da daha geç olurmuş!
![]() |
| Şekil 1-A İtfaiyemizin tepki zamanı dağılımı (min = 30 sec, max = 163 sec, average = 94 sec) |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
