Bloga bakmayalı taşındım, mezun oldum, en son da çalışmaya başladım. Şimdilik pek memnunum işimden, yaptıklarım bana ilginç geliyor, grubumdaki ve diğer beraber çalıştığım insanlarla iyi anlaşıyorum, bugün de bir artı aldım (haftalık raporumdaki grafikler çok güzel okunuyormuş ehehehe, e benim doktora hocam sunuma önem verirdi, sayesinde, ama mesela geçen hafta rapor yazmayı unuttum, ona eksi yazmadılar). Bunun dışında işe arabayla gitmek zorundayım, bizim buralarda toplu taşıma yok: gugula yol sordum arabayla 20 dakika dedi, toplu taşımayla 2 buçuk saat, hem de son yarım saati yürümece! Sağol gugul, but no tenk yu. Ama herkesin gittiği yönün tersine gittiğimden basınca gidiyorum, trafik derdim yok, maksimum ekonomi minimum enerji (yani tam da minimum değil, buradaki standartlara göre minimum).
Neyse, lafımıza gelelim: cevizli kurabiye, ya da Jeff’in sunduğu adıyla çay kurabiyesi. Efendim Jeff’le bizim ofislerimiz (eski ofisim ahhh, okulda, masam da kocamandı) aslında aynı ofisti ama arada yarım duvar vardı, yani yan taraftakileri duyuyordunuz ama görmüyordunuz. Jeff de bir gün yandan çay kurabiyesi var ister misin diye seslendi ben de tam ne olduğunu duyamadım ama tedbir olarak yok sağol dedim. Ama sonra düşündüm ki ayıp, bu Jeff yemek yapmayı seven bir insan, kendi yapmıştır kesin, almazsam ayıp. Neyse gittim aldım, of çok manyaktı kurabiyeler! Gittim bir iki tane daha aldım, sonra toplantıya da getirdi orada da aldım (bana kaşık getirme diyenden korkmak lazım olduğunu bir defa daha anladım). Tabii ki tarifini istedim ve oracıkta toplantıda yazıverdi bir kağıda verdi. Verdi ama yanlış vermiş, yağ: un oranının doğrusu 1:2 iken 1:1 yazmış ve benim kurabiyeler cevizli pizzaya döndü tepsinin içinde. Jeff’e gidip bir daha kontrol ettirdim ve doğrusunu aldım tarifin, iki defa da yaptım gayet güzel oldular. İkinci yaptığımda misafirliğe giderken götürdük de evde yapıldığına inanmadılar, yaaa! Resimli tarif burada.
25 Ekim 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)