28 Şubat 2010 Pazar

Zeytinyağlı Enginar Yemeği

Zeytinyağlı Enginar Yemeği
Has be has İzmirli okuyucular "kalkmış elin Bulgar'ı bize enginar anlatacak peeeh" demeden önce mazeretimi dinleyin: ben bu yemeği kocacığımın annesinden öğrendim, kendisi en has İzmirli'dir, bakalım buna ne diyeceksiniz? Tarifin resimli açıklamalı haline buradan erişin madem, sus pus oturacağınıza.
Artık söz hakkı bende olduğuna göre kişisel enginar tarihimi anlatayım:
Önce biraz coğrafya: Bulgaristan'da iklim karasaldır (yazları kurak ve sıcak kışları soğuk ve kar yağışlı, evet bildiniz, ama bitki örtüsü bozkır değildir mis gibi ormandır, yaaa herşey ortaokul bilgisiyle olmuyor, biraz da gezip görmek lazım, otur sıfır), o yüzden orda zeytin ve enginar yetişmez. Benim için zeytinyağ (зехтин) masallarda geçen bir işkence aracıydı (bkz. Ali Baba ve Kırk Haramiler), enginara ise (ангинар) bilimkurgu romanlarında bile denk gelmemiştim. İstanbul'da zeytinyağ gördüm ve yedim, evet güzel olmuş dedim. Enginar denen yaratığı sadece pazarlarda leğende yüzerken, turpa benzeyen kişiliksiz bir sebze gibi gördüm, ilgilenmedim. Gelin görün ki Akdeniz ikliminin görülüp de Akdeniz'e kıyısı olmayan tek yere geldim ve burada Ebru bana enginar dolması yedirdi (bkz. "Bana su verdü", Quasimodo, Notre Dam'ın Kamburu, The, 1831). İşte ben enginarın gerçek yüzünü o zaman gördüm ve dedim ki evet bu enginar güzel olmuş. Utanmadan açıklıyorum, kendisini o kadar çok sevdim ki, sulu, susuz, pilavlı, kıymalı, pişmiş, yanık, kart, taze, soyarak, soymadan, saymadan da yerim. Ama beyim öyle mi? Öyle değil çok sükür ki, eve giren enginarın çoğu bana kalıyor.
Tarifin kısa ve öz hali burada.

17 Şubat 2010 Çarşamba

Komşular


Resmin üstünde fareyi gezdirirseniz balıklar ve ayaklar size işin aslını anlatacaklar.

2 Şubat 2010 Salı

Rizotto

Rizotto tarifi
Geldik en son cepten tarifimize, bundan sonrası artık senede bir tarif sıklığında olabilir, bunun ar&ge'si var, deneme süreci, piyasaya sürüşü, geri dönüşü var (var da var kireç de var ehehe). Rizottoyu ilk nereden duydum derseniz, neden rizotto diye merak ederseniz derin okuyucular, bunu ben yüksek yerden duydum, içişleri bakanının da karıştığı şarap skandalı sayesinde ünlendi bu yemek. Gördünüz mü, reklamın iyisi kötüsü olmaz gerçekten! Neymiş bu rizotto diye araştırdım ve gördüm ki tam da bana göre bir pirinç yemeğiymiş, hatta benim çoook eskilerden onunla haşır neşir olmuşluğum varmış, eski bir dost gibi kucakladım görünce. Bilenler bilir, tadanlar unutamaz ve her pilav yaptığımda da gündeme getirirler, siz benden duymuş olun: minicik bir üniversite öğrencisiyken ben arkadaşlarıma bir akşam yemeği yapmaya karar vermiştim yurdun mutfağında: tavuklu pilav. Tavuğu haşladım suyunu da pilav için ayırdım, sonra da pirince bir miktarını katıp karıştıra karıştıra pişirmeye başladım. Arada sırada tadına baktım, kıtır kıtır geliyordu taneler, suyu az demek ki bunun deyip ha babam su ekleyip karıştırdım. Açlıktan gözümüz kararınca oluşan lapayı tabaklara pay edip haşlanmış tavukla beraber yedik. Afiyet olmadı, ne yalan söyleyeyim, üstüne de çok güzel lapa pilav yaparım diye adım çıktı. Neyse efendim, Sana yemek kitabından aslı neymiş öğrendim, pilavın pirinç/su ölçüsü olurmuş ve karıştırılmazmış, gerçi tam öğrendim sayılmaz, beyim pilav olurken hala kaşığı saklar ben karıştırmayayım diye.

Demem o ki, rizotto bütün bu rezil pilav tarihimin üstüne temiz bir sayfa açmamı sağladı. Hem bol bol suyunu katıyorum hem de karıştırıyorum, sebzelerini de ayrı ayrı uğraşarak hazırlıyorum, biri fırında diğeri ocakta, bir insan bir yemekten daha ne ister, ha yemesi de güzel oluyor, eğer ilgileniyorsanız.

Son olarak da, daha görmediyseniz gözünüze sokmak suretiyle göstereyim: beyimin de yardımıyla şu yukarıki köşeye minik bir tencere koydum (favicon deniyormuş internetçe), hani benzetemediyseniz tenceredir o diye de belirteyim. Kaynaklarım: Bloggeruniversity ve Bluejar ve kendi engin programlama bilgilerim (şu satırları şuraya ekleyin diyorlardı, doğru yaptım, yanlışlıkla tüm blogu silmedim, noktalı virgül atlamadım). Arz ederim. Rizottoyu yaparsanız da afiyet olsun!

Tarifin kısa ve öz hali için tıkla.