Baktım tasarlaya tasarlaya yazı yazılmıyor, yazarak yazılıyor, o halde aklıma geldiğinde hemen yazayım dedim bu sefer. Bilenler bilir, koşmanın benim hayatımdaki yeri pek özeldir, benim için hayırlara vesile oldu koşmak :-) Koşmayı keşfetmeden önce sıfır spor yapardım, ha ama bir yerden bir yere gitmek amacıyla yürümek, yarışmalı oyunlar için koşmak, onları yapardım, ama öyle deli danalar gibi koşmak, hem de saatler sonra aynı noktaya varmak, bunlar bana çok uzak şeylerdi. Koşmaya ilk başladığımda, evet koşmak güzel, ama biri beni çağırıp da koşturmazsa asla kendi başıma çıkıp da koşmam diye düşünüyordum. Koşa koşa bu leveli de atladım ve kendi başıma koşmaya, hatta yazın sıcaklardan kaçmak için sabahın zottinde kalkıp kendimi tepelere vurmaya başladım. Ben çok gururluyum artık tek başıma koşayım diye kalkabildiğime!
Bugün iki seneden beri ilk defa bizim tepeli ve çanak antenli ("Dish" diye bilinen ve sırtmaç vakasının geçtiği) parkuru iki defa koştum, toplamda 6.8 mil (11 km) ve 64 dakika sürdü. Merak ediyorsanız parkurun profili burada (her turda 610 feet, yani 185 metre tırmanılıyor, evet ölçüp sayı söylemeyi çok seviyorum). Sabahtan beri koşabilecek miyim diye stres yaptım, yanıma elli kalorilik bir reçel aldım (koşarken en büyük korkum açlıktan devrilmektir), ilk turda gücümü sakladım, arada iki yudum su içtim ve başardım! İlk turu koşarken bir ara 50-60 yaşlarında bir amcaya yetiştim, yetiştim dediysem hızlarımız neredeyse aynı olduğundan geçene kadar şöyle bir yirmi dakika ensesinde soludum hoh hoh diye. İlk koşmaya başladığımda (kendi hızında koşmanın ne demek olduğunu kavrayamamıştım ve her an ölümüne koşuyordum) yanımdan koşanlar iyi misin sen, diye arada sorarlardı, niye merak ediyorlar diye anlamazdım, taa ki hızlı nefes alıp veren biriyle koşana kadar, gerçekten de stres veriyormuş, aha gidiyor, aman ölecek diye diye koşuyorsun yanından. Neyse efendim, lafın özü amca da 20 dakika stres altında koşmak zorunda kaldı, pardon diyorum kendisine. Birinci turun sonunda giriş kapısına kadar koşup döndüm, reçelimi çıkarıp yemeye başladım, tam o anda da iki çocuklu bir aile koşarak girdi. Çocuklar iki kişilik bir çocuk arabasındaydılar, bir ara anne baba durup çocuklara ziplok içinde balık krakerimsi atıştırmalık birşeyler verdiler, o ara da ben reçelimi bitirip koşarak geçtim onları. Sonra bir yokuşta anne beni geçti, baktım benle aynı ayakkabıları giyiyor, bir de benden daha minik bir insan, vay be dedim! Daha önce geçtiğim amca da meğer iki tur koşuyormuş, onu tekrar geçtim ve devam ettim. İlk çanak antende arkamdan hırs hırs diye birinin yetiştiğini duydum, amanin ne göreyim: iki çocuğu ittiren baba da beni geçti! Birkaç yokuş sonra arabayı anne devraldı ve baba yokuşları ikinci kez koşmak için döndü. Dish'in en dik yokuşuna geldiğimizde (ilk koşmaya başladığım sene ben bu yokuşu anca yürüyerek çıkabiliryordum) artık burayı da arabayla koşarsa bu hatun ben en iyisi bu işleri bırakayım diye korkuyla izledim, neyse ki orayı yürüdü de ben onu koşarak geçebildim (intikam kam kam :-P)
Sonuç olarak anne baba o iki çocuklu arabayı ittirerek ve baba iki yokuşu çift çıkarak Dish'i benimle aynı sürede bitirdiler! Böyle ebeveynleri gördükçe hep biz de böyle yapacağız diyoruz kocacığımla, hatta bir arkadaşımızla anlaştık kızını ve arabasını bize bir saatliğine verecek ve ittirerek Dish'i koşabilecek miyiz koşamayacak mıyız diye ölçeceğiz (bir mi sıfır mı).
Siz de koşun, çok güzel bak!
21 Mart 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

koş, koş ozgürce koş :)
YanıtlaSila.a.
Off, kirk saat yorum yazdim, yok oldu. Wordpress aydentitisini yollamadan once login etmek gerekiyomus, siz de bilin de yasamayin bari bu eziyeti.
YanıtlaSilAglayan benim, ben sade like bekliyodum, bussuru halet-i ruhiyeler gelmis, ne guzel. Spor yazilarini okuyup gaza gelenler icin "yedim" gibi "kendimi spora verdim" de gelsin diye kampanya baslatmayi dusunuyorum.
Kosarken etrafta baskalari olursa hirs yapiyorum hep ben de, hele pistte ters yonlerde kosuyorsak hemen bakiyorum nerede kesisiyoruz diye, oradan anliyorum kim daha hizli (cok akilliyim).
Profil seyi de ne guzelmis. Ben oyle km/dk birimlerini felan pek anlamiyorum, hemen Gudil'a cevirttim, baktim ki 400 metreyi 2 dakika yirmi saniyede kosmussun ortalama, hemen aferim dedim, hatta inisi cikisi profili de goz onunde bulundurunca yildizli aferim demeye meylettim. Aferin demedim ama, cunku o baska, ilac o.
beni çok güldürdün, umarım bir dahakine ağlamaz gülersin. maalesef bu yorumları kolayca yazdırma olayını ben çözemedim, ki halk için araştırdım da baya. tepkiölçeri bir satıra tüm kelimeler gözükecek şekilde yazdırana kadar anam ağladı o yüzden "kendimi spora verdim" hanesi uzak gözüküyor, ama siz biliyorsunuz hangi emel'i iyice öğrenince o da olacak, ümidini kesme.
YanıtlaSil