Geldik en son cepten
tarifimize, bundan sonrası artık senede bir tarif sıklığında olabilir, bunun ar&ge'si var, deneme süreci, piyasaya sürüşü, geri dönüşü var (var da var kireç de var ehehe). Rizottoyu ilk nereden duydum derseniz, neden rizotto diye merak ederseniz derin okuyucular, bunu ben yüksek yerden duydum, içişleri bakanının da karıştığı şarap skandalı sayesinde ünlendi bu yemek. Gördünüz mü, reklamın iyisi kötüsü olmaz gerçekten! Neymiş bu rizotto diye araştırdım ve gördüm ki tam da bana göre bir pirinç yemeğiymiş, hatta benim çoook eskilerden onunla haşır neşir olmuşluğum varmış, eski bir dost gibi kucakladım görünce. Bilenler bilir, tadanlar unutamaz ve her pilav yaptığımda da gündeme getirirler, siz benden duymuş olun: minicik bir üniversite öğrencisiyken ben arkadaşlarıma bir akşam yemeği yapmaya karar vermiştim yurdun mutfağında: tavuklu pilav. Tavuğu haşladım suyunu da pilav için ayırdım, sonra da pirince bir miktarını katıp karıştıra karıştıra pişirmeye başladım. Arada sırada tadına baktım, kıtır kıtır geliyordu taneler, suyu az demek ki bunun deyip ha babam su ekleyip karıştırdım. Açlıktan gözümüz kararınca oluşan lapayı tabaklara pay edip haşlanmış tavukla beraber yedik. Afiyet olmadı, ne yalan söyleyeyim, üstüne de çok güzel lapa pilav yaparım diye adım çıktı. Neyse efendim, Sana yemek kitabından aslı neymiş öğrendim, pilavın pirinç/su ölçüsü olurmuş ve karıştırılmazmış, gerçi tam öğrendim sayılmaz, beyim pilav olurken hala kaşığı saklar ben karıştırmayayım diye.
Demem o ki, rizotto bütün bu rezil pilav tarihimin üstüne temiz bir sayfa açmamı sağladı. Hem bol bol suyunu katıyorum hem de karıştırıyorum, sebzelerini de ayrı ayrı uğraşarak hazırlıyorum, biri fırında diğeri ocakta, bir insan bir yemekten daha ne ister, ha yemesi de güzel oluyor, eğer ilgileniyorsanız.
Son olarak da, daha görmediyseniz gözünüze sokmak suretiyle göstereyim: beyimin de yardımıyla şu yukarıki köşeye minik bir tencere koydum (favicon deniyormuş internetçe), hani benzetemediyseniz tenceredir o diye de belirteyim. Kaynaklarım: Bloggeruniversity ve Bluejar ve kendi engin programlama bilgilerim (şu satırları şuraya ekleyin diyorlardı, doğru yaptım, yanlışlıkla tüm blogu silmedim, noktalı virgül atlamadım). Arz ederim. Rizottoyu yaparsanız da afiyet olsun!
Tarifin kısa ve öz hali için
tıkla.
Bu afiyet olayına katılamıyorum. Uzun geyiğini yaptık farklı seviyelerde, ne oldğunun belli olmadığı ve biri -afiyet olsun- derse olur kararına vardık. Yani yemekle ilgisi yok.
YanıtlaSilAyrıca ben bu blogtan rizoto nasıl yapılır anlamadım. Sanki pilavı karıştır sonra da şarapla yersen rizoto olur gibi geldi bana.
Afiyet olsun!
Aaaa nasil anlamadin?! Link var, koca galeri var, adim adim anlatiyorum nasil olur diye, resme tiklayinca, yoksa gorumuyor mu galeri?
YanıtlaSilşimdi biz türkiyede bu pirinci nereden bulacağız? ( onu da ekleseydin tam olurdu, benim gibi gogol da bişeyler arayıp ta bulamayanlar için ) :-))) meliha
YanıtlaSilAni, benim gibi favicon ne ola diyebilecek okuyucularin icin asagidaki linki paylasiyorum:
YanıtlaSilhttp://en.wikipedia.org/wiki/Favicon
Bir de, picassa linkini yazinin icinde bir yere de koysan ya (mesela `tarifimize' kelimesine)?
Buradan Ekin'e bu dev hizmet icin tesekkur ediyoruz, yazinin cesitli yerlerine kacirilmasi mumkun olmayan linkler serpistiriyoruz.
YanıtlaSil