Bizim evde kahvaltı sofrasında heyecanlı insanlar rüya anlatırlar, bazen masaya geç gelenler şaşırıp ama gerçekten mi öyle dedi diye rüyayı gerçekmiş gibi dinlerler, bazıları ben hiç rüya görmem peeeh derler, bazıları rüyamda da böyle böyle yaptın (selam verdim tanımazdan geldin gibi, bence bu bir kabustur, bir günlük somurta sebebidir) diye karşısındakine küserler. Ben bir psikolojiye giriş kitabında okumuştum, herkes rüya görürmüş ve rüya görmek bir ihtiyaçmış, fakat sadece uyanmaya yakın birkaç saniyesi hatırlanırmış rüyaların. Bunu yaptım böyle oldu, sanki çok uzun sürüyormuş gibi geliyor ama aslında hepsi kafada olduğu için birkaç saniyede düşünüveriyorsunuz o uzuuun hikayeli film gibi rüyaları. Mesela şöyle rüyalar anlatılır: bir arabanın çalındığını görüyordum ve gerçekte de araba alarmı çalmaya başladı, ama aslında önce alarm çalmaya başlıyor, biz de kafamızda hemencecik hikayesini (rüyasını) uyduruveriyoruz, zaman farkını da beyin hemen saklayıveriyor. Bir de rüya görmek öyle bir ihtiyaçmış ki, yeterince uyusanız ama rüya görmeseniz (deneyini yapmışlar, kontrollü) uyanıkken halüsinasyon görmeye başlıyormuşsunuz!
Bu girizgah size tırmanma arkadaşım ve sinekkuşu seven insan Mişel'in rüyasını göstermek içindi: Daha önce gerçek hayatta bir sinekkuşunun yuva yaptığı ağacın budanıp yuvasının öğütülmesine şahit olmuş olan Mişel, bir sabah kocasına tekmeler savurarak uyanır, meğer rüyasında bir karga varmış, ağzında da üç tane sinekkuşu, Mişel de sinekkuşlarını salsın diye kargayı tekmeliyormuş. Bana bunu çok canlı ve heyecanlı bir şekilde anlatınca ben de oturup çizdim, sonra da kendisine gösterdim çizimi, çok sevindi, kahramana benzediğini söyledi :-)
27 Nisan 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Bana rüya anlatılmasını sevmediğimi ilan etmiş biriyim ben. Dayanamadığım şey şu: seni şöyle şöyle gördüm rüyamda..- ama ben hiç böyle yapmam ki, böyle de değilim.. falan, alınırım, savunurum kendimi, başkasının rüyasından sorumlu hissederim - bunun için de sevmem.
YanıtlaSil